22 Nisan 2012 Pazar

Film 14: Amelie (2.kez)

.
.
Sinema dünyasında pek çok süper kahraman vardır. Bu kahramanların süperlikleri doğaüstü güçlerinden gelir. Durum böyle olunca, "doğaüstü gücü olmayanların kahraman olma olasılıkları yoktur" şeklinde düz bir Aristo mantığı güdebiliriz ama gütmeyeceğiz. Çünkü aksinin olabileceğine ben tam iki kez şahit oldum. Erkek egemen süper kahraman ambargosuna karşılık, benim doğaüstü gücü olmayan süper kahramanlarımdan ilki ufak bir çocuk olan Simon Birch ve ikincisi ise zarif bir genç kız olan Amelie'dir.
.
Simon Birch filmini şu ana kadar üç kez izlemekle birlikte ilk izlediğimde; inanç, dostluk, dürüstlük gibi pek çok konuda küçük Simon Birch'ten büyük dersler aldığımı söyleyebilirim.
.
Filmi ilk izlediğim yıl olan 2008'de yazmış olduğum yorumum şöyle;
(yorumun son cümlesine daha doğrusu dipnotuna dikkat!)
.
"Film, 12 yaşında olan ancak 5-6 yaşında gibi görünen "Simon Birch" ve yine 12 yaşında olan en iyi arkadaşı Joe'nun dostluk, inanç, güven üzerine kurulu hikayesini anlatıyor. Ve her ikisi de öyle iyi bir performans sergilemiş ki adeta izlerken rol yaptıklarını unutuverdim.

Film boyunca minik Simon Birch'un (Gerçi minik demek ne kadar doğru bilmiyorum. Onca yetişkinden daha büyüktü bence...) tüm olumsuzluklara rağmen hayata bakışını, azmini, kararlılığını, inancini hem gülümseyerek hemde ağlayarak karışık duygularla izledim...

Filmin müzikleri de oldukça güzeldi. Özellikle Simon'in çapkınlık! hallerinde calan "Fever" mükemmel bir seçim olmuş.

İzlememiş olanlara şiddetle tavsiye eder ve simdilik 2008 yılında izlemiş olduğum en iyi film ilan ederim Simon Birch'ü. 

Not: Bundan böyle "En sevdiğiniz kahraman kim?" sorusuna vereceğim yanıttır."

Nitekim halen de Simon Birch benim yegane süper kahramanımdır...

Amelie ile ilk tanışmam ise 2007 yılında olmuştu. Çok hoşuma gitmişti ancak bir süper kahramandan çok aşkı için mücadele eden bir genç kız gibi görmüştüm. Oysa tekrar izlediğimde onun da en az Simon kadar doğal güçlere sahip bir süper kahraman olduğunun ayırdına varmış oldum. 
.
.
Amelie'nin sırrı; sıradan bir şekilde giden hayatınızda, gözlemlerinizin sadece gözlem olarak kalmalarına izin vermezseniz, hem kendi hayatınızda hem de başkalarının hayatında farklılıklar yaratabileceğinizi ispatlayan ve aynı zamanda bakmak ile görmek kavramlarını sorgulatan bir hayat felsefesidir. Böyle bir felsefe ile hareket ettiğinde, hem kendisinin hem de çevresindekilerin hep arzu ettikleri ama kilidini bir türlü bulamadıkları ya da bulup açmaya cesaret edemedikleri dünyalara adım atmalarını sağlamıştır. Gökyüzünde uçmak ya da binalardan binalara atlamak gibi imkansız olsalar dahi...

1 yorum :

Anonim dedi ki...

Safa Onal'in dedigi gibi dunyanin tekerine comak sokmali :)
Deniz